
Sabahın ilk saatlerinde Cipsiyle başlayan otorite kavgamız günün bu saatine kadar sürmekte... Elimde kalacak korkusuyla sırtım dönük oturuyorum. O da suçunu o kadar iyi biliyor ki yerinden kımıldayamıyor. Muhtemelen Serhat gelene kadar da kımıldamaz. Göz göze geldiğimizde ikimizin de gözleri kocaman oluyor... Neymiş efendim, benimle oynanan oyunlar yetmiyormuş, bir sokak kedisi misali orda ne var burda ne var şeklinde bir karıştırmaca başlıyor. Annesi farkedince de pııııırrrrrrrrrrrr... Evin içinde uçarcasına bir kovalamaca... Çıkamayacağı deliklere sığmaya çalışmaca ve türevleri... Çok gerildim. Dünden Allah'tan ufak tefek temizlik yapmıştım. Ütülenecek gömlek de yok. Bu sinirle onu koltuğa fırlattım. Ben de çalışma masamda mini bir çanta daha diktim. Zeynom görmüş bir önceki minişi, ben de isterim dedi. Aşkolsun arkadaşım ben hemen hallederim diye oturdum makinenin başına. Göz ucuyla Cipsi kontrol ediliyor ama... Neyse bunu da yeni bitirdim efendim... Daha yemek bile yapmadım. Aslında yemekleri bugün Cipsi yapsın ama di mi??? Yasak! Bundan sonra yatak odası ve mutfak yasak!!!

BEN TAM DA BU DUYGULARI BOCA EDERCESİNE bloga yazarken kapı çaldı, veeee İSTANBUL'dan bir paket getirdi Ptt görevlisi. Ptt'ye teşekkür ettim, paketimi aldım ve heyecanla açtım ihi hihiii YELDA'nın güzelim ellerinin değdiği, o GÜZELİM HEDİYELERİ. Ben yüzsüzlüğümden utanırken o doyamamış bir çok şey eklemişti paketine. Yelda'cım sana milyon kere teşekkür, kucak dolusu sevgi, kocaman öpücükler gönderiyorum. Beni o kadar çok mutlu ettin ki sana anlatamam. Evdeki cadalozla boğuşurken birden gülücükler atmaya başladım :))))

