Günaydııııınnn :)
22 Nisan Çarşamba akşamı itibariyle neler yaşadık bir bir anlatacağım :)
Yola çıkmaktaki amacımız Amasra'ya gidip biraz dinlenmek, kafa dağıtmaktı. Hazır 23 Nisan tatilken, Serhat da cuma günü için izin aldı ve hafta sonuyla birleştirdik.
Çarşamba akşamına saat 22:50 Karaelmas Ekspresinden Zonguldak için bilet almıştık. Evden çıkmadan anahtarlardan birini siteden bir komşuya, diğerini de Elif'e bıraktık ki ki Cipsiye göz kulak olsunlar...
Hava durumuna bakmıştım. Ama havanın bu derece soğuyacağını hiç düşünmemiştim. Elif'in uyarısıyla biraz daha kalın giyindik.
Evden çıkıp bindiğimiz halk otobüsü, bizi düğmeye basmamıza rağmen Tandoğandaki Ankara Garından bir durak sonra indirdi. Bir temiz yağmur yiyerek gara geri yürüdük... Beklerken fotoğraf çekmeye başladı Serhat.
Trene bindiğimizde gözlerimize inanamadık. Eski vagonlardı bunlar:) Diğer modern vagonlara oranla da çok çok temizdi. Yola gece çıktığımız için uzun bir süre karanlıkla geçti yolculuk. Uyumak biraz sıkıntılıydı, çünkü vagonların içi hayli serindi. Gün aydınlanmaya başlayınca gece ayazı kendini sabah serinliğine bıraktı ve yanan kaloriferi hissetmeye başladık. Adını duyduğum ancak bugüne kadar gitmediğim pek yok istasyona uğradık Karabük, Çaycuma, Filyos, Saltukova...
Trenler günümüzde hala pek çok ulaşım aracına rağmen çokça tercih edilen araçlar. Hem uygun fiyatları hem de rahatlıkları sebebiyle. Adını bile duymadığımız yerler var. Bu yerlerde de inen ve binen trafiği görülmeye değer...
Zonguldağa vardığımızda sabah saat 9'a geliyordu. Yağmur çiseliyordu. Yürümeye başladık. Kültür Bakanlığı'nın sitesinde görülmesi gereken yerler arasında Fener Mahallesinden bahsediliyordu. Fener'e minibüsle gittik. Görülecek pek bir şey bulamadık. Eski evleri yeniden inşa edip, hayli sosyetik bir mahalle haline getirmişler :( Zaten öyle bir yağmur bastırdı ki, sırılsıklam olduk...
Bir büfede çay ve tostumuzu yiyip, bu kez yürüyerek Zonguldak merkeze geri döndük. Çok sade bir şehir. İnsanlar çok cana yakın...
Saat 11:30 da bir minibüsle Bartın'a doğru yola çıktık. 1,5 saat sürüyor Zonguldak ve Bartın arası. Gülce'ye 1 yıldır neredeyse sözümüz vardı. Birbirimizi hiç görmeden fotoğraf konuştuk bunca zaman. Eski terminale bizi almaya gelmişti :) Bizi Amasra'da kalacağımız yere götürmek için işini gücünü bırakıp gelmişti. Saolsun...
Amasra'ya yarım saatlik bir yoldan sonra, yemek için bir yere götürdü bizi. Sohbet, muhabbet, rakı- balık... Saat nasıl geçti anlamadık... Tabii Gülce Bartın'da yaşıyor, geri dönmesi gerek, e ertesi gün için ve hafta sonu için işleri var. Bizi pansiyonumuza teslim edip geri döndü.
Öyle çok sersemlemiş ve yorulmuşuz ki, tabii deli dumrul gibi yürürsen şakır şakır yağmurda böyle olur :)) Uyumuşuz, saat gece 12'yi geçiyordu uayndık. Dışarı çıkıp çay çorba içtik. E çay içememişim, delirmişim :)))
Cuma sabah erken uyandık. Ata Fırını adında bir yerde çok güzel kahvaltımızı yaptık. Amasraya gidecekseniz, kesinlikle Ata Fırınına uğrayıp bir şeyler yiyip içmenizi öneririm. Poğaçaları, kurabiyeleri, kahvaltı tabağı, çayı, kahve çeşitleri herşey ço güzel. Fiyatları da çok çok uygun...
Cuma bütün gün deli gibi Amasra'nın heryerini gezdik, fotoğrafladık. Hava da birden dönmüş, çok güzel olmuştu. Güneş pırıl pırıldı. Deniz kokusunu içimize hapsettik, Ankara'ya depoladık. Hava öyle güzel ki, ikimiz de çok rahat nefes aldık. 3 gün boyunca elime yüzüme bir lokma krem sürmedim, gerek yok... Tek sıkıntı var. Hala kömür ile ısındıkları için akşamları kömür kokusu, is inanılmaz rahatsız edici. Ama sabah kaktığınızda zerre kömür kokusu yok :)
Cumartesi sabah saat 12'de Bartın'dan dönüş için biletimiz vardı. Erken kalkıp, Bartın'a gittik. Otobüs saatimize kadar Bartın meydan civarında dolaştık. Her yer eski cumbalı evlerle dolu. Hemen hemen hepsi bakımsızlıktan dökülüyor. Bu evleri neden restore etmezler bilinmez. İç acıtıcı bir durum...
Evimize döndüğümüzde akşam 6 gibiydi. Cipsi üzerimize atladı :) Çok özlemişiz birbirimizi :)
Fotogafları ayrı bir post olarak ekleyeceğim:) Çok güzel fotograflar çıktı, paylaşmak için sabırsızlanıyorum :)
Hepinizi kocaman öpüyorum, güzel bir hafta geçirin emi ;)
demiryolu hikayesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
demiryolu hikayesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27.4.09
22.4.09
Yola Çıkıyoruz...

Verilmiş bir sözümüz vardı, Bartın'a gidecektik. Neredeyse bir sene oldu. Bu stresli dönemde, hazır 23 nisan tatili de olmuşken cumayı bağlayıp ufaktan kaçmak istedik. Hem sözümüzü tutacak, hem kafa dağıtacak hem de demiryolu hikayemize devam edeceğiz.
Bu gece Zonguldak'a doğru yola çıkıyoruz, elbette trenle. Öğlen Bartın'a, oradan da Amasra'ya. Cumartesi akşamı tekrar Ankara'da olacağız. Bol bol fotoğraf ve dinlence, dostlarla buluşma. Aman ne güzel :)
Yazının tamamını Fotonomi'den okuyabilirsiniz.
Yazan: (benim adıma da) Serhat Karaoğlan :)
Fotograf: Serhat Karaoğlan - Ankara Garı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)