ayça istanbulda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ayça istanbulda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5.11.10

İstanbul'a gider

Kaç hafta oldu bilmiyorum belki de çok olmamıştır ama bana artık çooookkk uzun gelmeye başladı. Bir iki yazı önce bekleyişimi ifade eden bir başlık atmıştım. Bu bekleyiş bir iş, bir insan, bir fotoğraf, bir kedi veya uzun yoldan gelen çok sevilen biri için değildi.

Babam bu sene kendini hiç toparlayamadı, az çok yazdıklarımdan biliyorsunuz. En son yaz sonunda Çapa'nın koroner yoğun bakımında bir süre misafir edildi. Şimdi de bir kaç haftadır Samatya ssk'da misafir ediyorlar. Girişi acilden olup, 2 gün acilde gözetim aldında tuttuktan sonra servise aldılar.

Alışılmadık bir durum değil aslında benim, annem ve kardeşim için. Çünkü ben 30 yaşındayım ve kendimi bildim bileli hastanelerin o iğrenç kokusundan nefret ederim. Hep hastanelerdeydik. Hep hep hep.

Ne var canım alt tarafı kalp diyenler var çevremde. Bu bildiğiniz kalp hastalıklarından değil. Tetikleyicisi A.S. olan boktan bir sürü hastalık silsilesi...

Kalp kapakçıklarından biri çalışmıyor. İlk kalp pilinin süresini bitirip 2.sini taktılar. Ritim bozukluğu, kalpte kalınlaşma oooo çok var hangisini sayıyım bilemedim. En son olan ise bundan 10 yıl önce belirlenen ancak mevcut operasyonda (ablasyon) yakalanamayan kendi başına buyruk bir de kaçak akımımız var... Bazen sadece kalp damarlarından biri tıkalı olsa da by-pass ya da balonla bu işi çoktan halletmiş olsalardı, diyorum...

Uzun lafın kısası annenim gelme, gelme demelerine artık dayanamayıp bu akşam İstanbul'a gidiyoruz. Dünden beri zaten ayrıca bir odaya aldıklarını söylüyor annem ama bu oda yoğun bakım mı bilemiyorum. Çünkü annemin ağzından laf almak telefonda insanı kanser eder nitelik taşıyor. Ayrıca herşeyi de söylemiyor... Gelince konuşuruz diyip insanı daha da merak ettiriyor.

Artık babam emekli maaşıyla birlikte Samatya ssk'dan da maaş almaya başlar diye düşünüyorum...

Can sıkıntısından evde günlerdir örüyorum. Bu da yaptığım bir çanta bakıp keyfimiz yerine gelsin diye ekliyorum :)




Dua edin anacım...

9.8.10

İstanbul, Aşkom, Kuleli ve Arkadaşları



7 Ağustos günü, aşkomun Lise'den arkadaşları ile buluşma günüydü. Mezuniyetlerinin 10. yılında Kuleli Askeri Lisesi, eşler ile birlikte okul içerisinden yapılacak bir etkinliğe izin vermişti. Biz de kaçırmadık ve gittik.
AliOs, bir kaç gün önce görev yeri değişikliği sebebiyle Ankara'ya anne evine dönmüştü. Hayatının en güzel atamalarından birini aldığını düşünüyoruz, biz ailecek :) İzmir'e gidiyor...
Lafı uzatmayayım. AliOs ve biz 6 Ağustos cuma akşam saat 22:00'de Anadolu ekspresindeydik. Ben her zamanki gibi yol psikolojisi ile su koyverdim muhabbete ve yemekli vagonda uyuyakaldım :))))Sabah 7:15'de Haydarpaşadaydık. Sinan ile buluşmaya Çengelköyde Çınaraltı'na koştuk. Biraz börek yiyip, çay içmece :)) (Börek gibi oldum zaten)Saat 10'da başlayan buıluşma kaçta bitti inanın hatırlamıyorum. Ben artık sıkıldım, gidelim deyince yollara düştük :D Ama Kuleli'nin her bir yerini gördüm :D
***

AliOs'u da Taksim'e gider sabahlarız diye kandırıp, annemlere götürdük. Tabii önce Eminönü'nde balık-ekmek yemesek kusur kalırdık :D

***

Akşam evde kurulan bir rakı sofrası ile babam da dehşet keyiflendi. Ben ancak 1 kadeh içebiliyorum bu meredi. Nerde eski hallerim ahhh ahhh :P
***

Öyle pis bir hava varki İstanbul'da vıcık vıcık. Pazar günü teyzemlerinde gelmesi ile büyük bir kahvaltı yaptık. Allah'tan evde klima var demeden kendimi alamıyorum... Akşam üstüne doğru biraz Edirnekapı-Balat-Haliç-Unkapanı- Fatih ve tekrar Edirnekapı turu ile kısa da olsa biraz gezdik. Tabii ki tabana kuvvet :)
***

Akşam aynen Anadolu ekspresi ile saat 22:00'de İstanbul'dan ayrıldık. Bu sabah saat 7,30-8,00 gibi Ankaradaydık. Haydi hayırlısı :))) Öperim hepinizi, fotolar yolda...

13.5.10

DH çekim, İstanbul, Anneler Günü

Uzun bir yazı olacak uyarıyorum :)))

Geçen hafta cuma günü İstanbul'a doğru yola çıktık. Cuma gece annemlerdeydik. Cumartesi sabahtan Sirkeci, Eminönü, Cağaloğlu civarında fotoğraf malzemeleri almak için iyi yol yaptık... İstanbul'un kalabalığını Ankara'da yaşayınca unutuyoruz. Ve maalesef her geçen gün artan İstanbul kalabalığından her gidişimde bir kat daha nefret ederek dönüyorum. Haaa İstanbul'u çok seviyorum ama artık biri bu göçü durdursun yaaaa...

Babamın ailesi ile neredeyse hiç görüşmüyorum. Uzun yıllar önce yaşanan bazı olaylar sebebiyle pek çoğunu ilk kez kendi nikahımda görmüştüm... Büyük halamdan buna dahil...

Cumartesi evden çıkmadan, babam halamın Çemberlitaş'ta bir etkinliğe katıldığını söyledi. Bir süredir takı tasarımı yaptığını duyuyordum. Ama açıkçası ilgilenmek çok da içimden gelmiyordu... Neyse efendim babam yanlış anlamış, biz tam Bab-ı Ali'den yukarı çıkarken, Eminönü Halk Eğitim merkezinin minik avlusunda tesadüfen halam ile karşılaştık. Hoşuma gitmedi desem yalan olur. Çünkü yıllarca çaba harcamadan yaşadıklarını düşündüm... Şimdi neredeyse 50 yaşından sonra takı yapmayı öğrenip, satıp para kazanmaya çalışması hoştu. Biraz sohbet, muhabbet ettik ve geri kalan işlerimizi halletmeye koyulduk.

Saat neredeyse öğlen 3 olmuştu. Kardeşimi bekliyorduk hep birlikte balık ekmek yemek için iskelede :D Neyse efendim balık ekmek yemeden İstanbul'a gelmiş gibi hissetmiyoruz biz, ailecek :)) Balık ekmeklerimiz yendi, yetmedi turşular yendi (pis boğazlık işte) Sonra da Tünel'den Taksim'e gidildi.

Serhat söz vermişti beni Terkos Pasajına götüreceğine :) Çok kalabalıktı ama ben yine de üzerime olacak bir şeyler almayı başardım :D Ardından da erkeklerin bira keyfine be n limonata ile eşlik ettim...

Eve erken döndük çünkü Pazar günü, Düğün Hikayesi çekimi var ve anneler günü kutlamasını teyzemlerle birlikte erken yapacağız :) Yemekler yendi, hediyeler verildi, ben de kusur kalmadım 1 kadeh rakı içtim ( yıllık limitimi doldurdum yani)


---------------------------------------------------------------------------

Pazar günü çekim Anadolu yakasında, Ümraniye'deydi. Biz aslında otobüsle geçmeyi planlıyorduk ki babam üstünü giyinip gelince, planımızın geçerli olmadığını anladık. Babam ve annem bizi elimiden tutup çekim yapılacak yere teslim etti :) Kendimi ilkokula yeni başlamış çocuklar gibi hissettim :))) Not: Fotoda yerlerde sürünen benim :)))

Çok güzel bir gündü. İstanbul'da fotoğraf çekmeyi çok seviyorum. Mekan sınırlaması yok, istediğin her yeri bir çekim alanına çevirebiliyorsun :) Yeni fotoğraflar önümüzdeki hafta siteye eklenmiş olacak.

----------------------------------------------------------------------

Çekim dönüşü saat 11'e geliyordu ki biz Mecidiyeköydeydik. Serhat'ın kankası Ali bir gece bende kalın diye tutturmuş ve biz de kıramamıştık :) Ali'yi görmek demek, Amerika'dan gelen yeni fotoğraf makinemizi teslim almak anlamına da geliyordu aslında :D Kendisi Nikon D5000 olup, üzerine en yakışacak lens ile sipariş etmiştik - Tamron 17-50 !!! Çok mutluyum hihihiiii çünkü D5000 benim hehehe :D Ali'ye, Amerika'dan bize getiren annesine ve garanti süresi ve güvenilirliğini bizim için üşenmeyip araştıran Eray abiye çok teşekkürleeeeerrr!!! :)

Gece babama bizi erken uyandırmasını yazdığım bir mesaj ile 2'yi geçiyordu uyuduk

---------------------------------------------------------------------

Annem sabah saat 07:17'de aradı, saolsun. Neden bu kadar erken diyeceksiniz... Saat 10:30'da Taksim'den Varan'ın servisine binmemiz gerekiyordu. Bütün eşyalar annemlerde. Toplanması gerekiyordu. Aslında keşke daha erken olsaydı da babam ve Uğur evden çıkmadan gidip onları da görebilseydik. Kağıthane'den Edirnekapı'ya bir minibüs ile uçtuk :) Duş, kahvaltı, çanta toplamaca derken koştura koştura gittik Taksim'e.

-----------------------------------------------------------------------

Pazartesi akşam geldik ama bir de bize sorun... Yorgunluk diz boyu, yapılması gereken tonla iş var, ev işlerini saymıyorum :D

Düğün Hikayesi için çok önemli bir girişimde bulunduk ve sonuçlanması sanıyorum bu yıl sonunu bulacak. Bizim için dua edin ve şans dileyin lütfen :)

Anlatacak çok şey var, fotoğraflar var, arkası yarın, öpüyorum hepiniziiiiiii

11.3.10

Naaptın Sen Ayça :)

Düğün Hikayesi'nde sezon başladı. İlk çekimimizi geçen haftasonu yaptık. Yaptığımız kış kampanyası sona erdi ve kampanya ile gelen pek çok çift var. Yoğunum hemi de çoook :)

★★★
Leyya neredeyse bana 2,5 ay önce Marilyn'li kumaş göndermişti. O kadar çok işle uğraşıyorum ki kumaşı bir kenara kaldırmıştım. Müsait olduğumda güzel bir projede değerlendirmek üzere. Geçen hafta 1 gün hiçbir şeyle ilgilenmeyeceğim bugünü kendime ayıracağım deyip kendime söz vermiştim. Kumaşı çıkardım. Dikiş makinesini. İğneler, iplikler ve gerekli malzemeler hep ortada zaten :) Farkettim ki 6 ay olmuş elimi dikiş makinesine sürmeyeli :) Minik bir çanta diktim kendime ama henüz bitmedi. Bittiğinde fotoğraflayıp, göstericem size. Leyya'cım ne kadar teşekkür etsem azdır. Ve tabii ki Leyya deyince Elazığ'a geçmiş olsun dilememek elde değil. Hiç görmediğim memleketime selam olsun!!!

★★★

Cipsi bu kez gerçekten hamile :) Arap'tan tırım tırım kaçıyor. Artık bir aksilik olmazsa bu haftasonu çalışma odamı ona oda olarak vericem. Çünkü hamileliğin sonuna doğru Arap'tan ayrı kalması gerekiyor. Erkek kedi yavruları öldürebilirmiş :/



Annem çok daha iyi artık. Bir aksilik olmazsa haftaya İstanbul'a gideceğiz. Hem bizimkileri görmeye hem de İstanbul'daki müşterilerle görüşmeye. Babaannem'i dün hastaneye kaldırmışlar. 80 yaşında, taş gibi derdim, maşallahı var hepimizi gömer diye dalga geçerdim. Valla kadına nazar değdirdim galiba. Tansiyon problemi hep vardı. Geçtiğimiz yıllarda geçici bir felç geçirmiş ve atlatmıştı. Ama dün sabahtan bir baygınlık geçirmiş. Tomografide beyne giden damarlarda tıkanıklık bulunmuş. Umarım bunu da atlatır. Aslında eğer son kez ise, son kez onu da görmek istiyorum...





1.12.09

Yolculuk var!



Annem uzun süredir yaşadığı bir rahatsızlık sebebiyle Perşembe günü ameliyat olacak.
Neredeyse 10 yıldır ol dediğim, ama korkudan olamadığı bir ameliyat. Son 6 aydır kesin karar vermiş ve ameliyat için gerekli tüm tetkiklerini yaptırmıştı.

Bugün pat diye 2 gün sonra ameliyat olacağı belli oldu. Beklediğim bir şey olsa da, bu kadar çabuk beklemiyordum...

Yarın sabah saat 11.00'de İstanbul'a yolcuyum. Kaç gün kalacağım henüz belli değil. Bu annemin ne kadar sürede kendi işlerini yapabilir duruma gelmesine bağlı açıkçası...

Beni merak etmeyin anacım...

27.10.09

Ayça İstanbul'da

Günaydınlar,

Pazar gecesi İstanbul'a geldim. Cumartesi ve Pazar günleri de fotoğraf baskı işleriydi, evi topla, çamaşır yıka, ütü yap, bavul toplama işleri ile geçti gittiii :)

Dün sabah annemin evinde İstanbul'a uyandım. Puslu, serin bir İstanbul.

Bir yerlere fotoğraf göndermem gerekiyordu. Bilgisayarın başına oturdum ki sevgili kardeşim bir şeyler yapmış ve kendime ait bir oturum açamıyorum :)

Gelme sebebimi söylemedim daha di mi :) Çok yakın bir arkadaşım evleniyor yarın. Ne olursa olsun geleceğim diye söz vermiştim, ilk düğün günü aldıklarında. Dün kına gecesi vardı, oradaydım. Yarın da erken saatler itibariyle onunla birlikte olacağım.

Ancak 29 Ekim'de sanırım teyzemleri falan gçörebileceğim. Babamı beni aldığında arabada, kardeşimi de maalesef henüz uyurken görebildim. Annem biraz keyifsiz. Ona canım sıkıldı. Beli tutulmuş, bu halde doktora gidsersem MR 'a giremem diye direniyor...

Bugün de çoookk uzun zaman önce söz verdiğim bir arkadaşımla görüşeceğim.

Sevgili Haydins ile görüşmem gerekiyor ama henüz ne gün gidebileceğimi bilmediğim için haberleşemedim.

Cuma günü de dönmeyi planlıyorum. Cumartesiye de sarkabilir sanırım. Bu kez kimseye söz veremedim. Görüşemeyeceklerim beni şimdilik azad etsin :) Hayli yorucu bir hafta olacak benim için.

Şimdilik böyle. Hepinize güzel bir hafta diliyorum, öpüldünüüüüüzzzz :)