
Bu sabah bana göre pek çoğumuza tercüman olmuş Yılmaz Özdil...
"Mayın tarlası
44 kişi öldürüldü.
Köyün adı "Bilge"ydi.
*
Bir baba, geçenlerde 4 çocuğu ve eşini vurduktan sonra kendi kafasına sıktı.
“Mutlu” sokak.
“Ölmez” apartmanında.
*
Dün, 8 kişi katledildi.
“Huzurevleri” mahallesi
*
Hollywood’un dekorlarına benziyor Türkiye…
Dışarıdan bakıyorsun, şahane palas.
İçeri giriyorsun ki aslında kalas.
*
Başrolde biz… Hepimiz
*
Psikiyatr uzmanlarıbangır bangır bağırıyor, her 4 kişiden 1’i ruh hastası bu ülkede…
Ekonominin bu kadar bozuk olmadığı 10 sene önce 7 kişiden 1’iydi… Herkes domuz
gribinden korkuyor ama, panik atak salgını var şu anda… Depresyon had safhada,
canımız burnumuzda… 15 milyon kişi stres kaynaklı uyku bozukluğu yaşıyor mesela.
*
Netice?
Patlayan patlayana.
*
Bakın, durumları sabit, öylece duruyor, kıpırdamıyor,etrafı çitle çevrili, üstüne
basmazsan infilak filan etmiyor… Buna rağmen, illa elaleme vereceğim diye, ısıtıp ısıtıp
getiriyorlar mayınlı araziyi Meclis’e.
*
Halbuki, “17 milyon yürüyen mayın” var memlekette… Aramızda dolaşan, trafikte
arkamızdan gelen, vapurda yanımızda oturan, belki kapı komşumuz, belki akrabamız,
damarına ne zaman basılacağını bilmediğimiz, hareket halinde 17 milyom mayın… Ne
zaman getirilecek Meclis gündemine?"
Yılmaz Özdil, 3 Haziran 2009, Hürriyet