3.2.11

Sergül için Lomo hakkında

Japon gülüm, benden bu lomo'nun ne olduğuna dair bir yazı yazmamı o kadar uzun süre önce istedi ki... Artık yüzüm kalmadı diyecek durumdayım. Bahanem çok :)

Sonunda Serhat'ın klavyesinden kısaca lomo'ya dair kısa bir anlatım:

"Lomo ve lomografi ile ilgili olarak google zaten bize birçok konuda yardımcı oluyor. Tarihçesini özet geçecek olursak eski Rus mercek üreticisi Lomo tarafından Japon Cosina CX-2 taklidi olarak üretilen LC-A modeli görüntü ve renk bozulmaları nedeniyle dikkat çekici fotoğraflar oluşturur. Bir süre sonra da akım haline gelir. Lomografi temel olarak "bas ve çek" felsefesi üzerine kurulur. Siz hiçbir şey düşünmezsiniz, ne netlik ayarı, ne kadraj ne de başka bir teknik konu. Sadece o an fotoğraf çekmiş olmanın verdiği hazzı yaşarsınız. Çıkacak sonuçlar ne olursa olsun, önemli olan fotoğrafı çekmiş olmaktır. Lomo LC-A'nın ardından salgın halinde yayılan bu akım, kullanıcıların cross-process uygulamaları (filme yanlış banyo uygulamaları yapmak, örneğin dia'ya negatif banyosu yaptırmak gibi), bayat film kullanmak gibi farklı işlemlerle şeklini almıştır. Fotoğraflardaki köşe kararması (vignetting), keskin olmaması, renk kayması, fazla kontrast gibi durumlar klasik fotoğrafçılık için bir hata unsuru olarak gözükse de lomografinin temelini oluşturur.


(Fotoğraflar 4 lensli action sampler ile çekilmiş.)
kaynak


(4 lensli action sampler)
fotoğraf: serhat karaoğlan




Lomografi için yazılmış 10 altın kural vardır.

1. Kameranızı gittiğiniz her yere götürün. Nerede ne ile karşılacağınızı asla bilemezsiniz.
2. Kameranızı günün her saati kullanın, gündüz ve gece. Çünkü her anın ayrı bir hissi var.
3. Kameranız hayatınızın akışını engellememeli; onun bir parçası olmalı. Tıpkı yemek, içmek, konuşmak, yürümek, düşünmek gibi...
4. Kameranızı farklı açılarda tutun. Deklanşöre basarken, ne çektiğinizi görmek zorunda değilsiniz.
5. Kameranız elinizdeyken, yakınlaşmaktan korkmayın. İçinizde fotoğraf çekme arzusu oluşturan nesne ya da kişiyi mümkün olduğunca yakın markaja alın.
6. Düşünmeyin! Kameranızı alın, dışarı çıkın ve önünüze geleni çekin.
7. Hızlı olun! Saniyenin onda biri bile önemli. Ayarlarla vakit kaybetmeyin.
8. Film üzerine ne kaydettiğinizi önceden bilmek zorunda değilsiniz. Rastlantılara izin verin. Hayatın keyfini çıkartmaya bakın.
9. Sonradan da... “Aaa! O ne? Bunu ne zaman çekmişim? Nerde çekmişim?” Beyninizi bu tür sorularla meşgul etmeyin.
10. Kuralları kafanıza takmayın. 10 Altın Kural’ı unutun. Canınız ne istiyorsa, onu yapın.

İşin aslı, elinizdeki kameranınlomo olması veya sırf lomografi için üretilmiş Holga, Diana vb. markalardan birisi olması gerekmez, evde kullanmadığınız herhangi bir eski amatör makineniz size bu hazzı yaşatabilir, tabii ki iyi bir makine ise bu sefer de istediğiniz sonuçlar çıkmaz. Dijitalleşmiş dünya ve fotoğrafçılıkta hala teknolojiye karşı ayakta durabilen, direnen bir analog akımdır lomografi, her ne kadar çok uzun bir geçmişe sahip olmasa da. Şimdilerde birçok dijital fotoğrafçı bile gerek yazılımla, gerekse bu iş için üretilmiş plastik lenslerle bu akıma modern bir şekilde devam etmeye çalışır. İçinizden geldiği gibi, düşünme, bas ve çek!

Serhat Karaoğlan

4 yorum:

  1. aynen böyle ayça... yazı için çok teşekkürler... galiba bu da bir aşk .. galiba bu da aşk kadar hastalılıklı bir duygu ... gerçekten lomo dünyası kendi içine çekiyor ve içinde herkes kandi masalının peşinden gidiyor... :))

    YanıtlayınSil
  2. teseeeeekuuuur ederım cok cok cok bekledigime degdi ;)
    en kisa zamanda alacagim insallah :)

    YanıtlayınSil
  3. ay ben bilmeden lomo sanatçısı olmuşum o zaman:)))))

    YanıtlayınSil