23.2.10

İki Dil Bir Bavul Kritiği

Filmin adı, İki Dil Bir Bavul. Belgesel bir film. Gerçek kişiler ve gerçek bir olay anlatılıyor...

Belgesel olduğu için izlemeyi uzun zamandır planladığımız bir filmdi. Filmin yönetmeni görsel anlamda Nuri Bilge Ceylan ve Fatik Akın'ı maalesef kopyalamış. Bu da iyi bir şey aslında. Bu adamların Türkiye'de filmleri seyredilmiyor ama kopylanabiliyorlar...

Filmi izlemeden hiçbir ön yargım yoktu. Ancak sahneler ilerledikçe ne kadar anlamsız bir döngü içinde kıvrandığımızı farkettim...

Bu sorunu biz fotoğrafçılarda da yaşıyoruz. Şimdi belgesel filmler de sıkça rastlamaya başladık. Neden Güneydoğu için ajitasyon politikası var. Filmin amacı Kürtlerin yaşadığı bir bölgenin tarafsız olarak çekilmesi, evet. Tarafsız olarak çekilmiş ama acınacak halleri maalesef yok. Çocukların hiçbiri Türkçe bilmiyor ve köy okuluna atana öğretmen Emre, Türkçe öğretebilmek için çıldırıyor... Benim Milli Eğitim Bakanlığım eğer bu bölgeye öğretmen gönderiyorsa, bölge Türkiye sınırları içindedir değil mi? Aksi taktirde neden öğretmen gönderilsin. Peki Türkiye sınırları içinde olan bu bölgede neden insanlar çocuklarına ısrarla Türkçe öğretmezler???

Emre ya da diğer öğretmenler bu çileyi yaşamak zorunda mı?

Film ilk çıktığında, filmi güneydoğunun sefaleti, insanların fakirliği, devletin ilgilenmemesi gibi sebeplerle sürdüler piyasaya. Avrupa'ya böyle lanse ettiler.

Filmi izlediğinizde şunu göreceksiniz; her evin çatısında birer uydu anteni var. Ama dikkatli bakmalısınız, çünkü yönetmen bu görüntüleri ekrana yansıtmamak için çok uğraşmış...

Bahsettikleri sefalet ise bölge halkının maalesef görgüsüzlük ve pisliğinden kaynaklanıyor. Bir çocuk büyüğünün elini öpmeyi bilmez mi??? Ya da bir anne çocuğunun yüzünü yıkadıktan sonra, çocuğun kıçından çıkardığı pis pantolonla mı siler yüzünü???

Devlet ilgilenmiyorsa, neden öğretmen ataması yapıyor? Sorarım size?

Kürtlerle ilgili kişisel bir sorunum yok. Bu yazım lütfen bu şekilde algılanmasın. Benim sorunum orada yaşanan sefilliğin, orada yaşayan kişilerle direk bağlantılı olması ile alakalı. Filmcilerin ya da fotoğrafçıların yüzü gözü çamur içinde çocukların fotoğraflarını çekip yurtdışında bu işten prim sağlamaları hem de Türkiye Cumhuriyeti'ni birebir sorumlu tutarak, çok rahatsız edici. Çocukların yüzünü yıkamayan da mı devlet?

Buraya yazmaktan imtina ettiğim pek çok şey var bölge ile ilgili, devletin ve ordumuzun nasıl yatırımlar yaptığı ile ilgili. Bunları görmezden gelemeyiz. Sefalet arıyorsanız Türkiye Cumhuryeti'nin Başkenti Ankara'da alasını bulabilirsiniz...

Durumları tek bir bölgeye ve halka mal edemeyiz. Sorun varsa her yerde var. Geçim sıkıntısı, işsizlik, öğretmen eksiği, kitapsız okullar, suyu - elektriği olmayan köyler memleketin her yerinde var!!!

16 yorum:

  1. yazını cok begenerek okudum.bende bu fılmı ızledıgımde aynı hislere kapıldım..sınıf öğretmenıyım yaz donemı atamam oldugunda yuzde 99 ıhtımal benıde oyle bır yere atıyacaklar.ve ögretmen oldguma pışman edecekler...
    oradakı ınsanların hiç mi hiç acitasyon halı yok..beleş yasam yaşam sürüyorlar...ekmek devletten su devletten...bunun karsılıgında yaptıkları ne? ..... bilindik durum.

    ne temızlıgı öğretırler ne konusmayı...ordakılerle hiç bi gıcıklıgım yok ama ortaokula gıden bır cocuk türkçe bilmez mı arkadas! hadı bılmesın bunun ıcın caba harca be!yok ama ...

    sen ne kadar hızmet edersen et,cm ılerleyemezsın.kıt kafalı ınsan her yer de kıt kafalıdır.

    YanıtlayınSil
  2. Sevgili naki, aynı dili konuşmak ne güzelmiş, senin yorumunu okuyunca anladım!!! Umarım Türkçe bilen bir yere çıkar ataman ve harika öğrencilerin olur inşallah!!!

    YanıtlayınSil
  3. Hani hep söylerim ya, benim öz memleketim olan Aksaray'a bir gelin diye, hemen hemen Türkiye'nin tam ortasında yer alan, yürüseniz başkente erişebileceğiniz, güneyinde Konya gibi bir sanayi şehri olan Aksaray'a, benim köyüm Yeşilova'ya. Fakirlik nedir görmelerini dilerim ancak bu fakirlik, susuz toprak, çatlamış ellerin silah yerine kalem tutmasının insanlara bir ders olmasını isterim...

    Temizliğin fakirlikten değil de insandan, anlayıştan hatta dinime göre imandan geldiğini bilsinler isterim, güneydoğu diye bağıranlar burunlarının dibine baksınlar...

    Ama Avrupa fonundan para almak ve bedava proje yapmak için bunu yapman lazım, gel beraber biz de askerin, vatanperverlerin, türklerin halkı nasıl ezdiğine dair bir fotoğraf projesi yapalım, plitzeri yarıladık demektir :)

    YanıtlayınSil
  4. Kesinlikle katılıyorum sana biliyorsun...

    Ama son paragrafa "hade bea" derim...

    YanıtlayınSil
  5. Pulitzeri bile yanlış yazmışım :) Nobel barış ödülü alsak?

    YanıtlayınSil
  6. İstemem öyle ödülü, boğazımda kalır askere dil uzatırsam!

    YanıtlayınSil
  7. filmi duydu ama izlemeye vaktim olmamıştı bu yazıdan sonra merakla izleyeceğim

    YanıtlayınSil
  8. Ben de bölge halkını; ısrarla, üvey çocuğunuzum ben, sevmiyonuz beni diyen sorumsuz ergen evlada benzetiyorum. dersine çalış dersin baskı yapıyorsun der, özgürlüğü sorumsuzluk bencillik nankörlük sanar. üzülürsünüz üzülürsünüz ama ağzınızla kuş tutsanız yaranamazsınız. sen "biz" dersin o "siz" der.
    evet bölge halkının sorunları var hem de çok önemli hem de çok inanılmaz. ama aptal olmasalar kırsalar zincirlerini eminim herşey güzel olacak. onları köle yapan devlet-asker değil ağaları ve inlerdekiler.. her çocuk tertemiz doğuyor ama cahillik diyorum ben bu hale getireni. acıdığım tek şey çocukları hele de kız çocukları. sonra büyüyorlar cahilliklerin arasında, onlar da düzene uyuyorlar. hani kendilerini bağımsızlık kahramanlık gibi yüce kavramlarla bağdaştırıyorlar ya acıyorum gülüyorum.. içlerinde birazcık bağımsızlık aşkı varsa önce o ağaları ortadan kaldırmak için yardım etsinler önce birazcık onlara baş kaldırsınlar. Oyuna gelmesinler.
    Çok uzattım ama birşey daha soylemek ıstıyorum cok onemlı.. benim annemin babamın köyünde de hala!! tek bir doktor yok. nüfus derseniz bi dönem kasabaydı yasa değişince köy oldu. kasaba koy arası bı nüfus dıyeblirim yani. yer derseniz batı anadolu. kışın diz boyu kar da yağıyor. yıkık dökük bi okulları var. lise de yok.sabah tüm işçi öğrenci biner köy dolmuşuna ilçeye gider. ilaç alcak bi eczane yok birinin şehire gitmesi lazım. bi tek ebe var o da bu yıl gelmiş duyduğum kadarıyla, koyde de kalmıyormus mesai saatlerinde bul muayene ol.Neyseki araba sayısı 2010da daha iyi herkesin arabası olmasa da gecenin 3ü de olsa arayabileceğiniz arabalı komşuları var. bu kültürleri var.! Ha otursunlar şükretsinler aferin onlara mı? kesinlikle hayır bu da boyle uç bi kültür işte. diğeri öteki tarafta nerde bedava komur var nerde devlet odemesı var vergi nasıl verilmez sınırda kacakcılık nasıl yapılır bilir. ötekinin ağzında dişi yoktur ama ne araştırı ne bilir devletin verdiklerini. verilcek varsa koşar sadece.
    Yani ipin ucu kopmuş ne biri duygu sömürüsü yapıyo diye elinde mama kaşığı emzik dolaşmak doğru ne de öteki yumuşak başlı diye boşvermek gerekir...
    Ben de elime bi kamera alabilsem de keşke bunları çekebilsem.. Ödül almasa da bu ülkedekilere izletsem, izletebilsem bedavaya hatta yeter. Keşke hepsinin topluca gözünü açabilcek bi film çekebilsem."Minnet" ne kadar da güzel ve huzurlu bi duygu ne güzel bi erdem aslında diyebilsem. ama bizde vatanseverlik sadece lafta maalesef. Düşündüm de var mı böyle gerçek vatansever bi yönetmen?

    YanıtlayınSil
  9. Sevgili Prima Donna, yok maalesef böyle bir yönetmen varsa da ben duymadım...

    Biz elbet imkanlarımız elverdiğince yapacağız böyle bir belgesel çalışma, işte o zaman seni mutlaka haberdar edip, anne ve babanın köyüne de uğramak isterim.

    Çok teşekkürler, aynı dili paylaştığın için, sevgilerimle

    YanıtlayınSil
  10. Sevgili Anne Kaz, bekliyorum yorumlarını...

    YanıtlayınSil
  11. son derece katılıyorum ben de fikirlerinize cümle yorum ahalisi ve esas kız:)ben izlemiycem bu filmi..çok selam ayçacım.

    YanıtlayınSil
  12. ben belgeseli seyretmedim ama benzer kanıdayım sürekli onların sefaletini gösterenlere sinir oluyorum, eskiden annelerimiz kapılarının önlerini her gün süpürür sık sık yıkarlardı bu bile ne kadar özverili olduğumuzun göstergesi dediğin gibi o taraftakiler yüzlerini bile devletin silmesini bekliyorlar çünkü bu anlayışa alışmışlar ve yapılması mecbur sanıyorlar

    buna reğmen istanbulda yaşıyan kürtler yine çok tmiz değiller gördüğüm kadarıyla

    YanıtlayınSil
  13. Ayça, yazına %100 katılıyorum, bu defa hislerimin tercümanı sen olmuşsun :) Daha söylenmesi gereken çok şey var ama anlayan olması gerek karşında, dimi?
    Klavyene sağlık ;)

    YanıtlayınSil
  14. İşte aklı evvel insan hakları savunucularının sömürülmesine güzel örnekler işte bunlar. Millet öğrenmiş bir kere insan hakları diye bir şey zırt pırt başvuruyorlar. Onlar da sözüm ona insan haklarını korumak amaçlı Türkiye'nin Türk'lerin altını kazıyor içten yıkacaklarya bizi dıştan yıkamadılar. Elinde bir deste kibrit var kıramazsan ne yaparsın tek tek ayırıp kırarsın işte bize yapılan bu. Bu öyle laçka bir hal aldı ki Tekel ciler de benzer sahneler sergiliyorlar. İki yıldır çalışmadan 1200tl nin üzerinde maaş alırken kimsenin sesi çıkmıyordu ama.Her neyse fotoğrafçılara da gün doğuyor böyle yaşlı göz çekmeye yer arıyorlar. Sokakta düşmüş adam, sümüklü çocuk. Boş işler hep ödül alır zaten.

    YanıtlayınSil
  15. Kesinlikle sana katılıyorum Ayçacım. Açıkcası taraflı bir film olarak düşünmüştüm bu filmi ve açık söylemek gerekirse kopya cdsini aldım sadece merak ettiğim ama bu insanlara da prim kazandırmak istemediğim için.
    Hem doğuda hem batıda yaşamış biri olarak duygularımı bu kadar güzel dile getirmiş olman ve bunca insanın yorumlarıyla sana katılmış olması beni çok mutlu etti ve umutlandırdı :)

    YanıtlayınSil
  16. Ayça Hanım, Serhatın blogundan buraya geldim ve sizin bu yazınızı okudum. Öyle bir yazmışsın ki, sanki gelip burada öğretmenlik yapmışsın. Yazına tamamen katılıyorum. Ben evet o bölgede öğretmenlik yapıyorum....
    Size şöyle diyeyim, adamın kuyumcu dükkanı var ama okula geliyor diyor ki hocam bizde fukarayız bizede yardım yazın...
    Harfiyen katılıyorum yazınıza ve imzamı atarım. Hep hazır hazır hazır hazır. Doğurup doğurup salıyorlar sokaga sonrası yok. ilgi yok alaka yok, nereye gidiyor kaça gidiyor, ne yapıyor yok.
    Öyle fakirlik filanda yok, hepsi seni beni satın alır. Ama alışmışlar rezillige, tek göz evde 20 kişi yaşamaya. Yan gelip yatıp para kazanmaya alışmışlar. Bedavaya alışmışlar, bulunduğum yerde her yer su, ama evlerinde şebeke yok, bizim gücümüz yetmez devlet diyor hepsi. Sorarım size batıda hangi köye devlet şebeke bağlamıştır? herşeyi devletten bekleyen bir zihniyet evine gelecek suyu dahi. Daha yazılacak anlatacak çok şey var... ama yazdıkça sinir oluyorum. dışardan görüldüğü gibi değil, kimse ajitasyon yapmasın, eğer yapacak birileri varsa batıdaki bütün köyler yapsın ajitasyonu

    YanıtlayınSil