
Babam, her zaman çok konuştuğum, çok konuşmaktan öte çıkar sahipleri ile ilgili ulu orta konuştuğum için kızar. Hatta bir gün alıp götürecekler seni der...
Şimdi baba, gel de konuşma...!!!
Yıllardır sözü edilen İstanul'a 3. köprü projesi, bence artık bir zamanların "Taksim'e yalak" muhabbetine döndü...
Evet Ankara'da yaşıyor olabilirim. Hatta Ankara-İstanbul arasın yolculuklarım esnasında bazı kendini bilmez Ankaralıların, Ankara'nın İstanbul'dan yeşil olduğu gibi ipe sapa gelmez sohbetlerine kulak misafiri olmuş olabilirim. Ben İstanbul çocuğuyum arkadaş!
İstanbul'a 3. köprü değil, kentleşme projesi gerek. Köyden İstanbul'a göçenlere vize uygulaması gerek. Belki 30, bilemedin 50 yıl öncesine kadar bu şehre göç etmişleri memleketlerine göndermek için çalışmalar yapılması gerek.
Neden mi? Her geçen gün insan kirliliği artıyor. İstanbul ne benim çocukluğumun İstanbul'u, ne de Cumhuriyetle yaşıt İstanbul doğumlu büyük dedemin doğup büyüdüğü İstanbul...
Her gün rant için yakıp yıkılan tarihi eserler, ormanlık alanlar herşeyimizi elimizden aldılar. Ne uğruna? Koca koca beton yığınlarının ardına gizli tomar tomar paralar uğruna. Paralar kimin? Anamın, babamın, benim, komşu teyzenin, bakkal amcanın, terzinin, ayakkabıcının... vergileri...!!!
İstanbul ki bu ülkede rant uğrunun adamın anasını satacağı kadar büyük paraların döndüğü ahlaksızlık abidesi bir şehir haline geliyor...
İstemiyorum arkadaş! Ben İstanbul'a 3. bir köprü daha İS-TE-Mİ-YO-RUM!!!
Benim şehrimin insan kirliliğinden arınıp, adına yakışır bir şekilde yönetilmesini istiyorum.
Yeşil alanlarımızı, sulak alanlarımızı, sahilimizi, tarihimizi, şehrimizi rahat bırakın!
BİZ YENİ BİR KÖPRÜ, YENİ BİR BETON KİRLİLİĞİ İSTEMİYORUZ!!!
Bu konuda yazan herkese öncelikle Öykü'ye teşekkürler...
melek yureklım sen benım canımsın
YanıtlaSilumarım bu cagrımızı duyururuz yetkılılere
ve guzel ıstanbulıumuzun tel yesıl alanı ormanlarımız ve su havzalarımız zarar gormez
sevgılerımle
cok cok tsk edıyorum
Öykücüm, canım, yazmaktan yorulmayız ama bu adamların uygunsuz şehir planlamalarını engellemeye çalışmaktan yoruluyorum artık. Bıkmadan usanmadan en başta şehrimizi, sonra da tüm ülkeyi mahvediyorlar... Umarım sesimiz duyulur. Asıl sana teşekkürler, duyarlı olup bizlere örnek olduğun için...
YanıtlaSilSevgili Ayça, onca zaman Öykü'de yorumlarını görürdüm ama bir türlü bloguna göz atmak kısmet olmamıştı.Ağzına sağlık.Bu kadar yürekten bir isyanı umarım duyarlar!
YanıtlaSilHerşey gönlünce olsun
Sevgiler
Sevgi, çok teşekkürler. Umarım işe yarar ve gerçekten bu anlamsız yapılaşma bir an önce durur... Sevgilerimle...
YanıtlaSilAyçacım o kadar haklısın ki... Bir İstanbullu olarak çok üzüzlüyorum bu olup bitenlere... Hafta sonları nefes almak için gidebildiğimiz hatta en son bakir kalan yerlerden bir kaçı... Beton yığını olma tehlikesiyle karşı karşıya... En kısa sürede sivil toplum örgütlerinin bu konu ile ilgili çözüm üretmesi gerekmektedir...
YanıtlaSilHeeyyt.. konuş be.. kim tutar seni.. ay pardon kaptırdım kendimi.. öyle hararetli yazmışsın ki gaza gelmemek imkansızdı ..istemiyoruz...3. Köprüyü istemiyoruz...
YanıtlaSilbende istemiyorum bunu yerine deniz ulaşımı daha da çoğaltılsa daha iyi olur sonuçta istanbulun birçok yeri deniz kenarında
YanıtlaSil