1.3.09

Çocukluğum ve Evde En Sevdiğim Yer Mimi

Gece, beni iki kere sobeledi :)

İlki Çocukluğum;
Çocukluğumun ilk 4 yılını Laleli'de bir apartmanın 8. katında geçirdim. Kardeşim gelene kadar-aramızda 2 yaş var- evin balkonunda kırmızı bir karakaçanım ve karınca arkadaşlarım vardı :) Anneme sürekli işin ne zaman bitecek diye sorarmışım. İşi bittiğinde de Beyazıt'a doğru yürürmüşüz. Parka gitmek istermişim ama kuma basmazmışım :)) Çok titiz ve temiz bir çocuk olduğumu düşünsem de ailede nam-ı diğer uyuz derler :D

4 yaşımdan sonra Edirnekapı'ya taşındık. Önceleri sokakta oynamaya alışık olmayan ben sürekli ağlayarak eve gelirmişim. Elbiselerimi annem dikerdi. Sokaktaki çocuklar eteğin çok kısa diye beni dışlarmış... Annem öyle diyor... Sonraları şortla çıkmaya başladım sokağa :) Ama benim oyun arkadaşlarım hep benden 3-4 yaş büyük abla ve abilerdi... Sokağın ortasına ip gerer onlarla voleybol oynardım.


Bu fotograf ise 86 senesinin kışında çekildi. O sene inanılmaz bir kar yağmıştı İstanbul'a. Annem çocukluğunu bahçeli evlerde ve ağaç tepelerinde yaşadığı için. Bu karı fırsat bilip bütün apartmandaki çocukları toplayıp, kar topu oynamaya çıkarmış. Çünkü kimse dışarı çıkmıyormuş :)) O kışı hiç unutamıyorum. Ellerimizde naylon torbalar, çamaşır leğenleri edirnekapı'nın yokuşlarında sürekli kaydık, bizim eğlenmemizden rahatsız olan bir komşu yokuşun ortasına soba külünü dökene kadar... Sonra bir alt sokaktaki Kariye Müzesinin olduğu sokağa indik ve orada oynamaya devam ettik :) Annem saolsun :))

Yanımda gördüğünüz kardeşim, dışarıdan herkesin bayıldığı, uslu, sessiz duran ir çocuktu. Ama siz onu bana sorun. Benim adım çıkmış 9'a inmez 8'e :) O bir şeyler yapar sonra kaçar saklanırdı. Suç benim üzerime kalır ben de bir temiz dayak yerdim :)))

Ülker fabrikasında çalışan Korkut amca vardı. Allah rahmet eylesin. Kamyonuyla gelir. Sokakta ne kadar çocuk varsa hepimize mutlaka çikolata dağıtırdı :)

Şimdilerde bizim sokağın ne tadı ne tuzu kaldı. Eski arkadaşlarımın hemen hemen hepsi ya taşındı, ya evlendi gittiler... Ben de evlenip gidenler kervanına katıldım...
Anlatacak çok şey var. Fazla da uzattım aslında :))

İkincisi Evimde Sevdiğim Köşeler;
Evimde en sevdiğim köşe ise mutfağımda. Hep geniş bir mutfağımız olsun isterdik annemle. Allah bana nasip etti şimdi. Bu evi tutmadan önce bizi cezbeden önce salonunun kocaman bombeli penceresi, sonra da önünde balkonu olan mutfağıydı. Ocağımın sağ tarafında küçük bir tezgahım var. Bu tezgahta kurabiye, şeker, kahve ve çay kavanozlarım var. Kahve makinem ve plastik yemek kaşıklarım var. Ben de duvarına kocacımla ilk fotografımızı, bir absolute reklamını ve Marilyn'in bir resmini yapıştırdım. O köşeye bakmak beni mutlu ediyor :)


Mimliyoruuuum :) İki mimi de yazmanızı rica edeceğimm :)

Embir
Yelda
Haydins
Ful yaprakları
Örgüeli
Delfina
Türünün son örneği

12 yorum:

  1. o karlı kışları görmez olduk artık...sevdiğin köşe de çok hoşmuş..

    YanıtlayınSil
  2. evet çok iyi hatırlıyorum o karlı seneyi.))yaşayan bilir değilmi? kış köşesinin ardından evinin bir köşesi resmi yaz köşesi gibi olmuş:)

    YanıtlayınSil
  3. ay bende yazmanı bekliyordum önce aklımdayken yana arşiv eklesene eski yazılarına ulaşmak için geri geri gitmek zor oluyor

    karlı seneyi bende hatırlıyorum belimize kadar geliyordu kar kırmızı paltonun mavisi bende de vardı, köşen güzelmiş ne güzel kişiselleştirmişin banner resmini orda da gördük allah bana da büyük mutfak nasib eder inşallah

    gece

    YanıtlayınSil
  4. çocukluğumla ilgili olanı yanıtlamıştım ama diğerini yazacağım sevgiler canım
    Güzel bir çocukluk günleriymiş
    Akşamları Cavizlibağdan Metrobüse binerken Ülker Fabrikasından gelen çikolata bisküvi kokuları beni mutlu ediyor. (Yazayım dedim)

    YanıtlayınSil
  5. smilena, ne güzeldi değil mi :)

    paşam, valla babam anlatırdı eskiden yenikapıya kurt inermiş kar yağdığında. olsun biz de bu karlı İstanbul'u gördük. gerçekten en güzel kışımdı.

    gece'cim ekledim arşivi :)o kırmızı paltoyu çok seviyordum. annem vermediyse birilerine kesin saklıyordur :)) allah bütün kadınlara büyük mutfak versin, ne büyük rahatlık...

    yeldaaa, tozkoparan'da babaannem otururdu. fabrikanın önünden geçerdik giderken. nasıl kokardı eskiden. artık öyle yoğun kokmuyor ama yine de çocukluğumuza götürüyor di mi :)

    YanıtlayınSil
  6. Ayçacım annen hayat doluymuş anlaşılan,ne güzel geçmiş kış günleri...Abla olmak güzel ama sonuçta değil mi...

    Mutfağın köşesi de huzur verici görünüyor,evin hep huzur ve mutluluk dolsun canım...

    Mim konusunda biraz tembelim ama aklımda bir konu vardı onunla birleştirir,yırtarım ordan :)

    Sevgiler,

    YanıtlayınSil
  7. Bir tasla iki kus ha :))

    Evimde sevdigim kose var mi acaba :)
    86 kisini cok iyi hatirlamiyorum ama kardesim 6 - 7 aylikti sanirim..Karlarin uzerine yatirilmis bir fotografi var nasil agliyor zavallim..Ona anlatirken birakip kacacaktik seni burada ama cok agladin kiyamadik diyorduk :)

    YanıtlayınSil
  8. Pcağın yanıyor. ne yemek pişiriyodun bakimm.

    YanıtlayınSil
  9. Ay malla çok alemsin :))) Hayatcım, pilav ve yeşil mercimek :)

    YanıtlayınSil
  10. mimini aldım (nası laf oldu buda :)
    en kısa zamanda yazacağım.

    YanıtlayınSil
  11. Ayça merhaba:) Çok güzel anlatmışsın çocukluk yıllarını:)Bu karlı fotoğrafın bir benzeri de bende var. Hatta benim de kırmızı bir montum vardı aynı seninkine benzer. O yıllara gittim ben de...

    YanıtlayınSil
  12. biliyorum mimlendim en kısa zamanda yazacağım ama güzel bir yazı olsun istediğim içi biraz bekletiyorum olur mu:))
    öpücükler...

    YanıtlayınSil